Hz.Muhammed ve Hz.Zeynep Evliliği
Hz. Muhammed’in, evlatlığı Hz. Zeyd’in eşi Hz. Zeynep’le evlenmesi bazı kesimler tarafından suistimal edilmektedir. Ahlağını Allah’ın övdüğü o insan, bu kesimler tarafından nefsine hakim olamayan bir düşkün olarak gösterilmek istenmektedir.
Hikmeti sonsuz olan ancak Allah’tır, ama bu yazıda ben, bu olayın arkasında yattığını düşündüğüm hikmeti dilim döndüğünce açıklamaya çalışacağım.
Öncelikle olayı kısaca özetleyelim: O dönemde Araplar evlatlıkları öz çocuklarla bir sayarlardı. Öz çocuğun sahip olduğu tüm haklara evlatlıklar da sahip olurdu (günümüzdeki gibi). Böyle bir durumda, Hz. Muhammed evlatlığı olan Hz. Zeyd ile halasının kızı olan Hz. Zeynep’i bizzat kendisi evlendirir. Ancak aradan bir yıl geçmeden (veya bir yıl sonra) Allah’ın emri ile Hz. Zeyd eşini boşar ve Hz. Zeynep Hz. Muhammed ile –Allah tarafından- evlendirilir. Yüce Allah Kuran’da bunun sebebi olarak “evlatlıkların öz çocuklar hükmünde olmadığının bilinmesi” muradını açıklar.
Bu makalede olayın kahramanları arasındaki ilişkiler üzerinde durmayı düşünmüyoruz. Bizce üzerinde durulması gereken husus Allah'ın neden böyle bir şey murad ettiğidir. Öyle ya, bu (evlatlıkların her konuda öz çocuklar hükmünde olması) ne güzel bir adet halbuki… Arapların bu güzel mi güzel adetini kaldırmanın ne anlamı var? Evlatlıkların lehine olan bu duruma son vermenin Muhammed’in nefsi dışında kime ne faydası var?
Bütün bunlar boş laflar, oysa gerçek bir adım ötede. Görebilmek için sadece yüzeyin biraz altına bakmak gerekiyor. Ama kim yapacak şimdi o işi! Düşüneceksin falan, zor iş!
Hayat herkesin aynı noktada başladığı bir oyun değil. Hatta bazıları bir dramın tam ortasına doğuyorlar. Bunu en iyi bir aile sıcaklığından, ana baba şefkati ve ilgisinden mahrum olanlar bilir olsa gerek. Bu çocuklara el uzatmak toplumun boynunun borcu! Onların fizyolojik-psikolojik karşılanması gereken bir sürü ihtiyaçları var. Bunları tek tek saymaya gerek yok.
Bunun içindir ki toplumumuz bir evlat edinme yarışı içine girmiş durumda! İnsanlar –istisnalar hariç- evlat edinmeyi akıllarından bile geçirmiyorlar. Hele de kendi çocukları varsa, maddi durumları müsait bile olsa buna yanaşmıyorlar. Neden? Kalplerin artık daha katı olmasını bir yana bırakırsak, kimse öz çocuğunun mirasına ortakçı istemiyor da, ondan…
Dürüst cevap vermek şartıyla kendinize sorun: Evladınıza zaten zorlukla bırakabileceğiniz üç-beş kuruşluk mirası, bir de başkasının çocuğuna pay edecek kadar yüce gönüllü müsünüz? Eminim siz öylesinizdir de, diğer insanlar da sizin gibi midir?
Efendim, tam bu noktada aslında makale bitti! Ama biz sonunu getirmek adına devam edelim: Yüce Allah evlatlıkları öz çocuklar hükmünden çıkararak onların görünüşte lehine ama pratikte aleyhine olan bir duruma son vermiş ve insanların miras kaygılarıyla onlara sırt dönmesini engellemek murad etmiş olsa gerektir.
Allah'ın muradının bu olduğundan nasıl mı bu kadar eminiz? Bu konunun işlendiği Ahzab suresi 6.ayet bizim görüşümüzü desteklemekte ve meselenin mirasla ilgili olduğunu doğrulamaktadır:
Ahzab/6 (Diyanet Vakfı Meali)
Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.
Rabbimizin sözüdür: “Sizin hayır sandığınız şey şer, şer sandığınız şey hayır olabilir” ve “Siz bilmezsiniz, Allah bilir”.
Beğendiyseniz +1 butonuna tıklayın...