Dünya Dönüyor diyen ayetler ve Zülkarneyn Kıssası

Aşağıdaki 2 Kuran ayetini dikkatlerinize sunmak istiyorum:

Enbiya/33
“Geceyi, gündüzü, Güneşi ve Ayı yaratan da Odur. Bunların herbiri bir yörüngede yüzmektedir.”

Yasin/40
“Ne Güneş Aya yetişir, ne gece gündüzü geçer. Hepsi bir yörüngede yüzer, gider.”

Bu ayetleri Türkçe bir mealden aldım. Mealde Enbiya/33 ayetinin altına düşülen dip not aynen şöyle: “Sadece iki gök cismi sayıldığı halde, ikiden fazla şeyler için kullanılan bir fiil kipiyle, bütün bunların ayrı bir yörüngede yüzdüğü bildirilmiştir. Bundan da, Güneş ve Ay ile birlikte, bütün gökcisimlerinin kendilerine özgü birer yörüngede hareket halinde bulundukları anlamı çıkarılabilir.”

Aslında Enbiya/33 için geçerli olan bu yorum Yasin/40 için de geçerli. Çünkü her iki ayette de “Hepsi bir yörüngede yüzer” olarak çevrilen kısmın Arapçası birbirinin aynı: “küllün fı felekiy yesbehun”.

Her 2 ayette de açıkça 2’den fazla şeyler için kullanılan bir fiil kipi mevcut. Ancak meali hazırlayan kişi ayeti (bana göre) son derece yanlış yorumlayarak “bütün gökcisimlerinin bir yörüngede yüzdüğü anlamı çıkabilir” diyor.

Gerçek ise bundan çok daha çarpıcı... Ayetlerde açıkça “gece ve gündüzün” de bir yörüngede döndüğü vurgulanıyor. Kuran’da gece ve gündüz ile daima Dünya’nın gece ve gündüzüne vurgu yapılır. Yani her 2 ayette de aslında ifade edilmek istenen şey Dünyanın da güneş ve ay gibi bir yörüngede yüzdüğü!

Biran için dünyanın uzaydaki hareketini hayal edin. Dünya güneş etrafında dönerken dünyanın üzerinde daima birlikte ve aynı anda var olan gece ve gündüz de güneş etrafında bir yörüngede dönmektedir aslında. Ayetler bu açıdan son derece ince bir anlatıma sahipler…

Dünyanın bir yörüngede yüzdüğünün bu şekilde gece ve gündüze atıfta bulunularak anlatılmasının ima ettiği bir diğer şey de dünyanın dönüşünün neyin etrafında gerçekleştiği ile ilgili olabilir. Şöyle ki, dünyada gece ve gündüz güneş sayesinde oluşur. Ayetler “gece ve gündüz de bir yörüngede yüzüyor” demekle bu yörüngenin güneş etrafında olduğuna da atıfta bulunuyor olabilir.

Bir önemli husus ta Yasin/40 ile Enbiya/33 ayetlerinin aynı şeyi söylüyor gibi görünmelerine aslında farklı olmalarıdır. Yasin/40 ayeti gece ile gündüzün ve güneş ile ayın birbirlerine çatamayacaklarını söylemekte ve "hepsi bir yörüngede yüzer" ifadesinden önce meallere yansımayan bir "VE" bağlacı kullanmaktadır. "VE" bağlacını orijinal metinde görebilirsiniz (ve kullun fi felekiy yesbehune). Bu basit "VE" bağlacı neden var? Neden ayet "A ve B" şeklinde ikiye ayrılmış? Yani neden "Ne gece gündüzü geçer, ne güneş aya çatar VE hepsi bir yörüngede yüzer" denmiş? Bu bağlaç bize A ve B olaylarının birbirlerinden bağımsız olduğunu, birinin diğerinin sebebi olmadığını söylüyor! Yani gecenin gündüze çatamamasının sebebi "bir felekte yüzmeleri" değil! Gerçekten de gece gündüze; dünyanın bir yörüngede yüzmesinden dolayı değil, dünyanın kendi ekseni etrafında dönme hareketinden kaynaklanmaları sebebiyle çatamaz. Ayrıca bu "VE" bağlacı felek kelimesine "küre - gökküre" anlamı yükleyerek, Kuran'da dünyanın bir yörüngede yüzdüğünden değil; Batlamyus modelinden bahsedildiğini iddia edenleri de komik duruma düşürmektedir. Çünkü eğer Kuran Batlamyus modelini temel alsaydı; gece gündüzü, ayette bahsedilen "bir felekte yüzme" önermesinden dolayı geçemiyor olurdu ki; bu durumda arada "VE" bağlacı olmaz ve "geçememe/çatamama" önermesi ile "bir felekte yüzme" önermeleri sebep-sonuç olarak sunulurdu. Oysa bu küçük ama muhteşem "VE" bağlacı iki olay arasında ("geçememe/çatamama" ile "bir felekte yüzme") bir ilgi olmadığını söylemektedir.

Aslında yukarıdaki ayetlerde yapılan bir tür söz sanatıdır. Bir bütünü (Dünya) anlatmak için parçalarını (gece ve gündüz) kullanmaya 'synecdoche' adı verilir (Yunanca synekdoche, 'eşzamanlı anlama' manasında). Bir arabayı anlatmak için 'tekerlekler' demek ya da bir işçiden bahsederken 'bir çift el' tabirini kullanmak bu sanatın kullanımına verilebilecek diğer örneklerdir.

Bu noktada, Kehf suresinde geçen Zülkarneyn kıssasından bahseden ayetlere de değinmek gerek.

Kehf (85-86)
"O da bir yol tuttu."
"Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: 'Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin.'"


Bu ayetler, bazılarınca, Kuran'da güneşin dünyanın çevresinde döndüğünün söylendiğine delil olarak kullanılmaktadır. Oysa Kuran'ı Kerim edebi bir eserdir ve anlaşılması için söz sanatlarından haberdar olmak gerekir. Kuran bu söz sanatları (rhetorical devices) açısından oldukça zengin bir kitaptır ve Zulkarneyn ile ilgili ayetlerde yapılan da "Bakış Açısı (Point of View)" söz sanatının kullanımıdır. Edebi eserlerde yazar bazen hikayeyi kahramanın gözünden ve onun duygu ve düşencelerini esas alarak anlatır. Bu tip anlatım "bakış açısı" tekniği altında "third-person subjective narrative (üçüncü şahıs öznel anlatım)" adıyla anılır. Söz konusu ayetlerde yapılan da budur. Yani kıssa Zulkarneyn'in gözünden ve O'nun gerçekliği esas alınarak verilmiştir.

En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.