İnsanın Yaratılış Amacı

Hayatının oldukça uzun bir dönemini ateist olarak geçirdikten ve ateizmi savunan pek çok eserler verdikten sonra, fikrini değiştiren ve “Bir Tanrı var” diyerek deizme dönen ünlü İngiliz filozof Anthony Flew, yaşadığı dönüşümü anlattığı kitabı “There is a God” adlı eserinde Nobel ödülü sahibi George Wald’ın şu görüşüne yer vermekte ve buna katıldığını söylemektedir: “It is mind that has composed a physical universe that breeds life, and so eventually evolves creatures that know and create: science-, art-, and technology-making creatures.” Türkçesi: “Fiziksel evreni yaratan bir akıldır (Tanrı’yı kastediyor), öyle ki sonunda bilen ve yaratan varlıklar ortaya çıksın: bilim, sanat ve teknoloji geliştiren varlıklar”. Anthony Flew, bir deist olarak Tanrı’nın planını ve evrende insan varlığının anlamını işte böyle kavrıyor: “Yaratan bir varlık yaratmak”.

Bu bağlamda, Muminun suresi ayet 14 dikkat çekicidir. Bu ayette yüce Allah kendisini "yaratanların en güzeli" olarak tanımlar. Tefsirlerde bu tanımlamayla ilgili değişik yorum ve açıklamalar yapılmıştır. Örneğin bazıları bununla kastedilenin Allah’ın yaratma fiillerinin çokluğu – çeşitliliği olduğu iddiasında bulunmuştur. Modern zamanlardan önce yaşayan alimlerin bu tanımlamaya değişik anlamlar yüklemesi anlaşılabilir bir durum olsa da, bugünkü tefsircilerin bu tanımlamanın aslında neye işaret ettiğini hala kavrayamaması gerçekten çok şaşırtıcıdır (ve bir o kadar da öğretici).

Bazıları bu ayetle ilgili olarak "Allah’tan başka yaratan mı var?" sorusunu sorarlar. Bana göre bu tanımlama doğrudan doğruya Allah’tan başka bir yaratıcı varlığa atıfta bulunmaktadır: İnsan… Yüce Allah bu tanımlama ile kendisinin yanında insanı da "yaratıcılar" sınıfına dahil etmektedir. Modern zamanlarda yaşayan bizler için bunu anlamak o kadar zor olmasa gerek! İnsan ırkının geliştirdiği medeniyete bir bakın, yeter! İnsan ırkı geliştirmiş olduğu bilim, teknoloji ve sanat ile rüştünü ispatlamış bir "yaratıcı" türdür. Bunda biz dindarların rahatsızlık duyacağı bir şey yoktur. Bu durum zaten yüce Allah’ın en başından beri insan ırkından beklediği şeydir. Yüce Allah’ın melekleri (ve İblis’in şahsında cinleri) ilk insana secdeye çağırırken "bildiği" şey işte buydu: "İnsan yaratıcı bir varlıktır".

Aşağıya konuyla ilgili ayetleri alıyorum:

Kuran (Muminun/14)
"Sonra o damlayı bir pıhtıya dönüştürdük, bu pıhtıyı bir et parçacığına dönüştürdük, bu et parçacığını bir takım kemiklere çevirdik, derken bu kemiklere bir et giydirdik; sonra ona bambaşka bir yaratık olarak hayat verdik. Bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli!."

Bakara/30
Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.

Yazımıza konu olan ilk ayette yüce Allah’ın, kendisini "yaratanların en güzeli" olarak vasıflarken, insanın yaratılış aşamalarından bahsetmesi son derece manidardır. Allah bununla bize bu yaratıcı varlığı (insanı) yaratanın kendisi olduğunu ve yaratabilen bir varlık yaratmanın yaratmada varılabilecek son nokta olduğunu anlatmaktadır. İnsan yoktan var edemez, ama var olanı kullanarak geliştirdiği ürünlere bakarsak ne denmek istendiğini daha iyi anlarız. Allah "yaratanların en güzelidir". Çünkü O yaratabilen bir varlık yaratmıştır. Buradan da anlıyoruz ki yüce Allah’ın amacı insanın yaratıcı yönünü ortaya çıkarmaktır. Bu ayet yüce Allah’ın insanın medeniyet kurmasını ve teknoloji/sanat/bilim geliştirmesini amaçladığının bir göstergesidir.

İkinci ayette ise insandan "Allah’ın halifesi" olarak bahsedilmektedir. Bunun en önemli sebebi yine insanoğlunun yaratıcı yönü olsa gerek…

Günümüzde bile bazıları "yaratmak" kelimesini insanların eylemleri için kullanmaktan korkarlar ve bu kelimeyi duyduklarında adeta inançları sallanır. Oysa Kuran bu kelimeyi insanlar için 7. yüzyılda kullanmıştır. Onlara şunu hatırlatalım: Evet, insan yaratır ama bu insanı ilah yapmaz!

Bu noktada farkına varılması gereken bir husus, bu “yaratıcı varlığın” tek tek insanlar olmayıp, “insanlık” olduğudur. Nasıl ki bir karınca kolonisi tek tek karıncaların toplamından fazla bir şeyse, insanlık ta bireylerin toplamından fazla bir şeydir. Bu açıdan bakılırsa, Kuran’da geçen “Ben insanları ve cinleri sadece bana ibadet etmeleri için yarattım” ayeti, “yaratanların en güzeli” ifadesi ile uyumlu olarak anlaşılır. Bireyler iman ve ibadet için yaratılmış olsalar da, onlardan oluşan sistem (insanlık) “yaratmak” için yaratılmıştır. Kaldı ki Allah'ın insanların ibadetine ihtiyacı da yoktur! İbadet insanın kötülüklerden sakınması için bir araçtır, amaç değildir. Konuyla ilgili ayetler de ibadetin "sakınmak" için bir araç olduğunu vurgulamaktadır:
Bakara/21) Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız.
Bakara/63) Sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) ‘Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı (hükümleri sürekli) hatırlayın, ki sakınasınız.’
Bakara/179) Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.
Bakara/183) Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.
Enam/153) Bu benim dosdoğru olan yolumdur. Şu halde ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak (başka) yollara uymayın. Bununla size tavsiye etti, umulur ki korkup-sakınırsınız.
A’raf/171) Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine geçirmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) ‘Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün, ki sakınasınız.’

En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.